|

Bir lider eşliğinde topluluğumuz
atölye çalışmaları sürdürmektedir. bu çalışmalar sitemizde
duyurulacaktır.
Yaratıcı Drama Sorumlusu
Secil Uçkun
secil_uckun@yahoo.com
Drama nedir?
Öğrenme, eğitim etkinlikleri içindeki en önemli
kavramdır. Bütün eğitimciler en etkili ve kalıcı
öğrenme sürecinin ‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ olduğu
konusunda tartışmasız birleşmektedirler. Drama,
‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ bakımından en etkili
yöntemlerden biridir. Genel olarak konuyla ilgili
olan eğitimci/sanatçı/uygulayıcıların birleştiği ve
en basit anlatımla drama; bir düşünceyi beden
diliyle, hareket ederek, devinimle anlatımdır. İçsel
bir durumun, bir tasarımın, bir düşüncenin eyleme
dönüşmesidir.(1) Dramayla birey düşünür, plan yapar,
organize eder ve düşüncesini eyleme dönüştürerek
uygular. Bu süreçte de yaşantılar yoluyla yeni
davranış ve duyguları öğrenir, deneyim sahibi olur.
Böylece birey duygularını kontrol edebilme,
değiştirebilme, düşüncelerini ifade edebilme,
konuşarak iletişim kurabilme gibi yeteneklerini
geliştirir.
Drama ve Eğitim
Eğitimde, ülkemizde en çok başvurulan yöntem
öğretmenin anlatıp öğrenenlerin dinlediği bilinen
klasik yöntemdir. Bu yöntem birçok konuda işe
yaradığı gibi, birçok konuda ise yetersiz
kalmaktadır. Özellikle dramanın konu edindiği
iletişim, sosyal ilişkiler, duygu ve düşüncelerin
ifadede edilmesi, empati kurabilme, düş gücünü
geliştirme gibi konularda öğrenenlerde istendik
yönde davranış değişikliği meydana getirmek hemen
hemen mümkün değildir. Sosyal yaşam ve sosyal
çevreyle ilgili bilgilerin çoğu da yaşantılar
yoluyla edinilir. Günümüzde teknolojik gelişmeler
nedeniyle bireyin sosyalleşme sürecinde aile,
komşular, akrabalar vb. yakınların etkisi
azalmıştır. Bu nedenle akrabalık ve komşuluk
ilişkileri sırasında yaşantılar yoluyla edinilen
bilgilerin bireye kazandırılması, yaşantılar yoluyla
bireyde olumlu değişmeler sağlama yöntemi olan drama
tekniğinin eğitimde uygulanması zorunluluk haline
gelmiştir.
J.Jack Rousseau ile başlayıp, John Dewey, Johann
Heinrich Pestalozzi ve Friedrich Froebel ile devam
eden, Maria Montessori ile önce Avrupa’dan,
Amerika’ya yayılan, daha sonra da dünyadaki başka
ülkelerde etkisini sürdüren, çocuğun içsel
potansiyelinin önemini ve bu potansiyelini özgür ve
sevgi dolu çevresel koşullarda aktif yaşantıları
sayesinde gelişebileceğini vurgulayan görüş,
eğitimde drama tekniğinin temelindeki anlayışlardan
biri olarak kabul edilebilir.(2)
Bu görüşü vurgulayan Hohmann ve Weikart gibi çağdaş
eğitimciler de çocuğun doğrudan doğruya kendi
yaşadığı yaşantılar ile ilgili olarak çalışmasının
ve düşünmesinin anlamlı olduğunu, başkalarının
yaşadığı yada anlattıklarının değil, kendi
yaşantılarının anlamlı bilgi sağlayabileceğini
belirtmişlerdir. Anlamlı olan bilgi ise, davranışa
yansır ve daha kalıcıdır.(3)
Çocuklarla drama kuramcılarından Peter Slade ise
drama uygulamalarının bir başka yönü olan, kendi
hareketleri yolu ile yaşantı geçirmenin yanı sıra,
konuşarak iletişimde bulunmanın önemini
vurgulamıştır. Kendi hareketleri yoluyla
algıladıkları konusunda konuşarak iletişimde bulunan
çocuk, öğrenme ortamında bir “seyirci” değil, “aktif
bir katılımcıdır” ve öğrenme bakımından avantajlı
bir konumdadır.(4)
Drama bir bakıma oyundur. Çocuk ve oyunun birbirine
ne kadar çok yakışan iki olgu olduğu tartışılmaz bir
gerçektir. Çocuk, çevresiyle iletişim kurmaya
başladığı andan itibaren oyun oynar ve bu oyunlar
içinde hoşça vakit geçirip eğlenirken bir taraftan
da hayatı tanır. Ancak drama da amaç çocuğu
oyalamak, ona hoşça vakit geçirtmek, eğlendirmek
değildir. Amaç söz konusu oyun sürecinde çocuğun
kendini geliştirmesi bakımından yaşantılar yoluyla
yeni öğrenimler kazanmasıdır. Bu bakımdan drama,
özellikle örgün eğitim vermeyen SHÇEK bünyesindeki
çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi
kuruluşlarda uygulanabilirliği olan, çağdaş bir
eğitim tekniğidir.
Dramanın Yararları
Drama yönteminde bütün duyu organları etkin bir
şekilde kullanıldığı için çocuğun dikkat, algılama,
dinleme, konuşma, bedenini de kullanarak anlatma ve
yorumlama gibi iletişim becerileri gelişir. Böylece
çocuk kendini ve sorunlarını ifade edebilmeyi ve
yorumlamayı öğrenir. Drama, çocuğun utangaçlık,
çekingenlik vb. olumsuz duygulardan arınmasını
sağlar.
- Drama oyun oynayarak yapıldığından soyut ve teorik
olay ve kavramların anlaşılıp somutlaştırılmasına
yardımcı olur. Böylece olaylar karmaşık bile olsa
çocuk kolayca anlar ve yorumlar, çatışmalarla olumlu
biçimde baş etmesini öğrenir.
- Çocuğun düş gücünü geliştirir ve zenginleştirir.
Bilim ve teknolojideki buluşların, onları bulan
kişilerin öncelikle düş güçlerinin bir ürünü
olduğunu düşünürsek dramanın çocukların düş gücünü
geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kolayca
anlaşılacaktır. Ayrıca sanatın ve sanat eserlerinin
oluşturulmasında da düş gücü olmazsa olmaz bir
koşuldur. Drama, çocukların sanatçı ruh taşıyan
bireyler olarak yetişmesinde de önemli rol oynar.
- Çocuklarda estetik duygusunun ve bilincinin
gelişmesine katkıda bulunur. Böylece çocuk iyi,
güzel, doğru gibi kavramları daha sağlıklı algılar
ve yorumlar.
- Çocuğun eleştirel düşünme yeteneğinin gelişmesine
katkıda bulunur. Çocuk, olaylara ve hayata eleştirel
bir gözle bakmayı, yorumlamayı öğrenir. Böylece
çocukta olay, olgu ve kavramları bir mantık
süzgecinden geçirme yeteneği oluşur ve kendisine
sunulan her şeyi olduğu gibi kabullenmeden
araştırıcı olmaya yönelir.
- Drama çok önemli bir öğrenme yoludur. Drama
arcılığıyla çocuk, olaylar ve durumları, bunların
arasındaki bağlantıları kolayca öğrenebilir. Böylece
çocuğun problem çözme yeteneği gelişir ve kendi
ayakları üzerinde durabilme becerisi kazanır.
- Drama grupla yapılan bir etkinlik olduğundan
çocuğun işbirliği yapma, sosyal ilişkiler, iletişim
kurma gibi sosyal yönlerinin gelişmesine katkıda
bulunur, çoğun sosyal gelişimini hızlandırır.
- Yapılan etkinlikler sırasında duygular da
yansıtıldığından çocuğun duygusal gelişimini olumlu
yönde etkiler ve gelişmesine katkıda bulunur.
Çocuğun günlük sıkıntılardan kurtulup deşarj
olmasını sağlar.
- Çocuk drama etkinlikleri içinde kendini ve
çevresini, çevresindeki insanları daha iyi tanır.
Böylece çocuğun empati kurma becerisi gelişir ve
çevresindeki diğer bireyleri ve olayları anlaması
kolaylaşır.
- Yapılan etkinlerde ele alınan konuların içeriği
bakımından çocukta ahlaki, milli ve manevi
değerlerin gelişmesi sağlanabilir.
- Dramanın öncelikli amacı çocukları eğlendirmek
olmasa da, drama etkinliği sırasında çocuk eğlenir
ve mutlu olur. Drama çocukları neşelendirir, umut ve
iyimserlik duyguları yaratır.
- Drama çocukta iyi bir edebiyat deneyimi oluşturur.
Ayrıca çocukta sanat eğilimlerini başlatır ve sanatı
özellikle de tiyatroyu sevmesine katkıda bulunur.
- Drama yukarıda sayılan yararların hiçbirini
sağlamasa en azından çocukları eğlendirir, hoşça
vakit geçirmelerini sağlar
Drama Türleri
Psikodrama
Psikodrama Jakop Levy Monero’nun ilk kez Viyana’da
anneleri ya da bakıcılarıyla parklara gelen
çocukları izlerken onların bu alanda bir öğretmene
ihtiyaç duyduğunu belirlemesi ve çevresine toplanan
çocuklara şaşırtıcı ve düş gücünü yakalayan masallar
anlatmasıyla kavram olarak ortaya çıkmıştır.
Monero çocukların birbirlerine olan düşmanca
kıskançça duygularından bu öyküler ve hayallerini
doğal olarak oynayarak kurtulduklarını görür ve
dramanın bir terapi olduğuna karar vererek (Teather
Of Spentanity) ‘Doğallığın Tiyatrosu’ adını verdiği
tiyatrosunu kurar ve bu tiyatro Psikodrama
Tiyatrosuna öncülük eder.
Psikodrama kişilik, kişiler arası ilişki, çatışma ve
duygu sorunlarının özel dramatik yöntemlerle
keşfedildiği bir grup yöntemidir. İnsanların çoğu
yaşamları boyunca bir şey söylüyor, başka bir şey
düşünüyor, üçüncü bir şeyi hissediyor ve sonuçta bu
üçüyle de ilişkisi olmayan bir şey yapıyor. Bunun
sonucu insan ruhu hırpalanıyor, stres ve
parçalanmaya geliyor. Psikodramanın amacı insanların
söz düşünce ve davranışlarında tutarlı olmalarına
yardımcı olmaktır. Bir başka amacı da kendimize ve
başkalarına karşı açık ve tutarlı olmayı
kolaylaştırmaktır.
Psikodramanın en önemli amaçlarından biri de
bireylerde katarsis elde etme ve içgörü kazanmaları
yoluyla psikolojik gelişimlerinin sağlanması ve
böylece tedavi edilmeleridir. Psikodramanın, bir
terapi tekniği olarak uzman kişilerce, özellikle bu
konuda eğitim almış psikologlar tarafından
uygulanması gerekir.(5)
Eğitici Drama
Pedagojik drama olarak da adlandırılır. Çocuğun
hemen her konuda eğitiminde kullanılan bir
tekniktir. Bu nedenle diğer iki drama türünü de
belirli oranlarda içine alır. Çünkü eğitici drama,
çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar
konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek
olarak yaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici
drama ile yaratıcı drama arasındaki en önemli fark,
eğitici dramanın amacının oyun yaratmak olmaması ve
çocukların konuya eğitim amaçlı olarak
katılmalarıdır.(6)
Yaratıcı Drama
Çocukların yaratıcılık özelliğini geliştirmek ve
oyun yoluyla düş güçlerini harekete geçirmek için
çocuklarla yapılan drama etkinliklerine yaratıcı
drama denir.
Çocuklar da yetişkinlerin yaşadığı dünyada
yaşamaktadırlar ve onların da yetişkinler gibi
duyguları, düşünceleri ve tarzları vardır. Bunların
oluşumunda hiç kuşkusuz çevresindeki yetişkinleri
örnek alırlar. Oysa çocukların yetişkinleri örnek
almasından çok yaşam konusunda deneyime ihtiyaçları
vardır. İşte bu noktada çocukların en çok yaptıkları
şey, oyun, çok önemli bir yere sahiptir. Çocuklar
yaşama dair birçok şeyi oyun oynarken öğrenirler ve
bu öğrenmeler yaparak-yaşayarak olduğu için de son
derece etkili ve kalıcı olmaktadır.
Araştırmacı Arthur T. Jershild, çocukların oyun
sırasında oyunlar aracılığıyla kendi güçlerini
sınadıklarını, atılıma giriştiklerini, kendi
çizdikleri sınırlar içinde rekabet ettiklerini,
oyunda kaybetseler bile bunu kabullendiklerini, bu
nedenle oyunların toplumsallaşma sürecinde önemli
etmen olduğunu vurgulamaktadır.
Yaratıcı drama, oyunlar kurarak çocuğa yaşantılar
yoluyla yeni durumlara ve olaylara sağlıklı tepki
vermesi ya da uyum sağlaması konusunda yardım etme
sürecidir. Bu bakımdan yaratıcı drama çocuğun
oyunlar yoluyla edindiği yaşama dair deneyimlerin
doğru ve yerinde deneyimler olması için kontrol
altında, önceden tasarlanmış ve bu konuda deneyimli
kişiler tarafından yönlendirilerek yapılan bir
etkinlik olmalıdır.
Çocuklar, gençler ya da yetişkinlerle yapılan
dramanın klasik sınıflandırılmasında ısınma ve
rahatlama, rol oynama ve pandomim, oluşum ve
değerlendirme aşamaları yer alır.
a) Isınma ve Rahatlama : Bedensel ısınma hareketleri
vücudun en üst eklem yeri olan boyundan başlar,
sırayla omuz, bel, bacak ve ayak eklemleriyle son
bulur. Bu eklem yerlerinin sağa-sola veya öne arkaya
eşit sayıda hareketle ısınması sağlanır. Bu
hareketler esnasında aynı bölgelerdeki kaslar da
çalıştırılır ve ısınması sağlanır. Rahatlama
hareketleri de yine aynı sırayla baş bölgesindeki
gerginlik noktalarından başlar ve ayak ucunda son
bulur. Bu gerginlik noktaları sırasıyla; yanak
kasları ve dudaklar, sırt kasları, kol altı kasları,
kalçalar, uyluk, bacak arka kasları, ayak tarak
kemiğidir. Bu noktalardaki kaslar çalıştırılıp
gerilir ve bırakılır. Bu noktalardaki gerginliğin
yavaş yavaş el ve ayak parmaklarından çıktığı
hissedilir.
b) Rol Oynama : Katılımcılar kendi aralarında
yaptıkları işbölümüyle doğaçlamayı gerçekleştirirler
ve oynarlar.
c) Pandomim : Anlatımın mimik, jest ve hareketlerle
yapıldığı diyalog ve monoloğun olmadığı anlatım
biçimidir. Birey rolünü pandomimle yapar.
d) Oluşum ve Değerlendirme : Grup etkinliği
gerçekleştirdikten sonra kendi kendine değerlendirme
yapar. Grup lideri bu aşamada katılımcıları soru
sorarak yönlendirir ve onların oyun ve yaşantı
esnasında neler hissettiklerini ifade etmelerini
sağlar.
Bu aşamalar sırasında çocuk ve gençler yaşantı
zenginliği kazanarak deneyim yoluyla değişik
duyguları yaşar, hisseder. Böylece çocuk ve gençler
oyun oynarken yeni yaşantılar yaşar, sonucunda grup
olarak değerlendirme yapar ve yaşama dair deneyim
kazanır.
Dramanın ana unsurları; drama lideri, drama grubu,
materyaller ve uygun ortam olarak sıralanabilir.
a) Drama Lideri : Grubun yapacağı drama etkinliğini
önceden planlayan, grup bireylerinin fiziksel ve
psikolojik olarak etkinliğe ısınmasını sağlar, grubu
yönetir ve yönlendirir.
b) Drama Grubu : Etkinliğe katılmaya istekli
bireylerden oluşur.
c) Materyaller : Etkinlik yapılırken kullanılan
oyuncak, top, yastık vb.
d) Uygun ortam : Drama etkinliğinin yapılabilmesi
için vücut hareketlerinin rahat ve sağlıklı bir
şekilde yapılmasına elverişli, dış dünyanın
gürültüsünden yalıtılmış, kapalı ortamlar daha uygun
ortamlardır. Drama etkinliği planlanırken etkinliğin
yapılacağı ortam dikkate alınmalıdır.
DRAMA İLE TİYATRO ARASINDAKİ İŞBİRLİĞİ
Drama, planlanmış bir etkinlik olmasına rağmen sonuç
ve değerlendirme aşaması etkinliğe katılan
bireylerin kişisel özelliklerine bağlı olarak her
uygulamada farklı sonuçlar verebilir. Çünkü etkinlik
süreci katılımcılar için bir etkileşim sürecidir.
Tiyatroda oyun yazılı bir metindir ve ona uyulur.
Dolayısıyla verilen mesajlar genelde her uygulamada
aynıdır ya da benzer mesajlardır. Tiyatroda sunum
yani sergileme-gösteri önemlidir. Oysa dramada sunum
hiç yapılmasa da katılımcılar doyum sağlarlar.
Her iki etkinlikte de katılımcı bireyler hem farklı
hem de benzer kazanımlar elde ederler. Dramayla
tiyatro arasında bir işbirliği yapılabildiğinde ise
katılımcılar kazanımlarını kendilerini izleyen bir
izleyici grubuna aktarabilirler.
Drama ile tiyatro işbirliği SHÇEK kuruluşlarında
denenmiş bir uygulamadır. Bu uygulamalardan bazı
örnekler aşağıda verilmiştir.
1- Reklam Uygulamaları: Grup ısınma ve rahatlama
çalışmaları yaptıktan sonra televizyonda dikkat
çeken reklamlardan biri ya da birkaçını tartışarak
gündeme alır. Seçilen reklamda izleyenlere hangi
mesajların verilmeye çalışıldığı tartışılır. ‘Biz
olsaydık bu reklamı nasıl oynardık?’ sorusuna cevap
aranır ve seçenekler sırayla canlandırılarak
oynanır. Daha sonra bu reklam oyunlarından oluşan
bir reklam demeti oluşturularak gösteri planlanır ve
izleyiciye sunulur.
ALINTIDIR . www.dramaegitimi.com
|